•  
  •  
  •  
  •  
Son Dakika
24 Haziran 2019 Pazartesi

İkitelli Osb İkinci Olağanüstü Genel Kurula Hazırlanıyor

21 Aralık 2018 Cuma, 08:01

Başkan Tokdemir: “Turkiye Guguk Devleti Değil,Hukuk Devletidir ve Meşru Zeminlerde Çözüm Tükenmez”

İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı Denetim Kurulu Üyesi ve Çevre Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Tokdemir, 8 Ocak 2018 tarihinde yapılacak İkitelli OSB Olağanüstü Genel Kurul ilgili sebep sonuç bilgileri Turkiye Esnaf Gazetesi ile paylaştı. Başkan Tokdemir, İkitelli Organize Sanayi Bölgesinde Bulunan 37 Sanayi Sitesi ile toplamda OSB”yi temsil eden 61 delegenin tamamının bu olağanüstü genel kurula katılmalarının gerektiğini vurguladı. Tokdemir,Türkiye”nin Guguk Devleti değil bir Hukuk Devleti olduğunu ve bunu her kesin bir kez daha aklının bir köşesine mutlaka yazmalarını istedi. Başkan Tokdemir, Hukuk çerçevesi içinde mutlaka ve mutlaka çözüm yollarının bulunduğunun altını çizerek, meşru zeminler ile hareket edilmesi doğrultusunda İkitelli Osb Denetim Kurulu olarak bu kararı almış bulunduklarını, 8 Ocak 2018 tarihinde yapılacak olağanüstü genel kurula da tüm delegelerin katılmalarını istedi. Başkan Tokdemir, yapılacak olağanüstü genel kurulun İkitelli Organize Sanayi Bölgesine,milletimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını temenni ederek, son derece önemli ve birbirinden çarpıcı açıklamalar yaptı. İkitelli Osb Denetim Kurulu Üyesi ve Çevre Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Tokdemir Türkiye Esnaf Gazetesine Şunları söyledi:

-Sayın Tokdemir yapılacak olağanüstü kongre ile ilgili sebep-sonuç kapsamında bir değerlendirme yaparsanız neler söylemek istersiniz?

-İkitelli Osb Denetim Kurulu olarak yasaların bize emrettiği ve yol gösterdiği şekilde hareket ediyoruz. Bu kapsamda Teftiş Kurulu Başkanlığının tarafımıza yapmış olduğu yorum doğrultusunda 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu”nun Uygulama Yönetmeliği”nin 20.ve 46.maddelerinde belirtilen  yetkiler doğrultusunda 12 Aralık 2018 Tarihinde İkitelli Osb Denetim Kurulu olarak 8 Ocakk 2019 tarihinde İkitelli Organize Sanayi Bölge Başkanlık Binasındaki toplantı salonunda 6 Maddelik Bir Gündem ile yeni bir Olağanüstü Genel Kurul yapma kararı alındı.

Gündemin 1.2.3.Maddeleri; Yoklama,Açılış, Divan Heyeti Teşekkülü, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması. 4.Madde ise Bölgemizin olmazsa olmazı olan ve Kangren haline gelmiş olan İkitelli Organize Sanayi Bölgesinin Elektrik Dağıtım Bakım ve Onarım işlerinin ihale edilmesi veya anılan bu hizmetlerin İkitelli Osb Elektrik Birimi tarafından yapılması için yönetim kuruluna yetki verilmesi. 5.Madde Yönetim Kurulu üye sayıları belirlenerek, ileride yapılacak olağan genel kurula kadar kalan süreyi tamamlamak üzere yeni bir yönetim Kurulu Üyelerinin seçilmesi. 6.Madde ise Dilek ve Temenniler ile Kapanıştan ibaret olan bir gündem ile kurulumuzu gerçekleştirmiş olacağız.

-Bu durumun gerekçesi nedir. Biraz daha detaylandırır mısınız?

-Tabiki. Burada esas ve Ana Hükme gelirsek Bakanlık Teftiş Kurulu Denetim Kurulu olarak bize İki Maddeden ibaret olan bir olağanüstü genel kurul yapılmasını önermiştir. Bu durumun hasıl olması, gerekliliği şudur: Ahmet Hacısoy”un imzasıyla beraber oluşturulmuş olan başkanlık divanında her hangi bir nedenle Mahkeme Kararıyla Ahmet Hacısoy”un üyeliğinin düşmesi halinde İkitelli Osb”nde telafisi imkansız zararların meydana geleceği öngörülerek, yani oluşturulan başkanlık divanının Ola ki Yetkisiz Olduğu Mahkemece Tespit edilirse şayet, Yetkisiz Bir OSB Yönetim Oluşturulmuş olması gerekçesi göstererek, oluşacak olan işlemin Denetim Kurulu tarafından acilen olağanüstü genel kurula götürülmesi kaçınılmaz olmuştur. Zaten Teftiş Kurulunun bu kararını biz almış olduğumuz genel kurul kararının gerekçeler bölümüne eklemiştik.Yani bize Teftiş Kurulu Diyor ki; diğer dışarıda kalan iki kişiden her hangi birisi Organize Sanayi Bölgesinin oluşumuna imza atmadığı taktirde Yani Kazım Özeren veya Cemal Bacakcı”dan bir tanesinin Yönetim Kurulu Kararlarına İmza Atmadıkları sürece Mevcut Kişilerden Hakan Tunç, Hasan Kılıçarslan ve Şüpheli Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Hacısoy”un imzasıyla beraber Osb”nin temsil ve imza edilmesi gelecekte telafisi imkansız zararlara sebep olacak. Bu durum gereği doğrultusunda da acilen olağanüstü genel kurul yapılması zaruret haline gelmiştir.

-Bu konuda yasal ve zorunlu olan bir takvime uyma gibi zorunluluk söz konusu mudur?

-Böyle bir takvim şartı yok. Bölgemizin durumu ortada.Hal böyle olunca da bağlı olduğumuz kanunlar ve kanun koyucular ile uyulması gereken mevcut mevzuatlara göre burada bir aykırılık hasıl oluşmuştur. Bu durumun çok acil şekilde telafi edilmesi ortaya çıkmıştır. Çünkü bölgemizde hizmetler durmuş, yığınla çözülmesi gereken meseleler ile iş ve işlemler yapılamaz haldedir. İkitelli Osb”nin hizmetleriyle alakalı önünün açılması şarttır. Bununla ilgili de elimde olan şu ibareyi birebir şekilde okumak istiyorum. Burada diyor ki: Organize Sanayi Bölgesinin sağlıklı olarak yönetilebilmesi hususunun sağlanamaması halinde muhtemel yargı yolunun da kendi seyiri içinde belli bir zaman alacağı gözetilerek, telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olunmaması için tercihen Denetim Kurulunca bunun mümkün olmaması halindeyse Mevzuattan Kaynaklanan Yetki ve Sorumluluklar uyarınca Bakanlığımızca Nihai çözüm  yeri olan Osb Genel Kurulunun Olağanüstü toplantıya çağrılmasının kaçınılmaz olduğudur.

-Bunla ne anlatılmak isteniyor?

-Şunu anlıyor, anlaşılmasını istiyoruz. Zaten Teftiş Kurulunun incelemiş olduğu raporda bunun ön kısımlarında bu konuyu irdelemiş, incelemiş, tek başına hukuki olarak da incelemiş. Bize açık açık ve net bir şekilde diyor ki: Arkadaş burada 4 kişinin Yönetim Kurulu Üyeliği Kesin. Kim Bunlar: Hakan Tunç, Hasan Kılıçarslan, Cemal Bacakcı ve Kazım Özeren.

Bu 4 kişi kesin var ve oradalar. 5.Kişi olarak almış olduğunuz Ahmet Hacısoy”un Yönetim Kurulu üyeliği mevzuata aykırı amiyane değimle de sakat bize açıkça bunu söylüyor.

Bu 4 kişiden 3 ile beraber her hangi bir karar alırsanız. Yani Hakan Tunç, Hasan Kılıçarslan ve Kazım Özeren, Ve ya Hakan Tunç, Hasan Kılıçarslan ve Cemal Bacakcı, Ya da Hasan Kılıçarslan, Kazım Özeren ve Cemal Bacakcı Ya da Hakan Tunç, Cemal Bacakcı ve Kazım Özeren. Yani olabilecek farklı kümeler oluşturuyorum. Yani şu: 4 kişi yönetim kurulu üyelikleri hususunda her hangi bir şüphe ve şaibe olmayan 4 kişiden her hangi üçü bir araya gelerek bir başkanlık divanı oluşturursa bu oluşumla alakalı her hangi bir sorun yok. Teftiş Kurulu bunu söylüyor, bizden de bunu istiyor. Bu böyle olursa da burada sağlıklı bir yönetim oluşur bu şekilde. Diğer 2 kişi muhalefet şerhi koyarlarsa da koysunlar. Yani yönetimde olanların üzerinde şüphe ve şaibe olmayan 3 kişi isteniyor. Saydığım 4 kişinin arasından 3 kişi ile bu olursa elbette ki burası sağlıklı bir yönetime kavuşur.

-Sayın Tokdemir son derece hassas bir durum bu…

-Elbette öyle..Bakın tekrar ediyorum: Hakan Tunç, Hasan Kılıçarslan, Kazım Özeren ve Cemal Bacakcı”dan oluşan Yönetim Kurulunun her hangi 3 tanesi. Ama 4 dü de bir araya gelir oy birliği yaparlarsa çok daha iyi. Ama oy birliği yapamazlarsa bunlardan herhangi bir saydığım o 3 lü kümesi ile oluşturulacak bir yönetim meşrudur, geçerlidir. Teftiş kurulun söylediği ve istediği budur.

Ama bu oluşan mevcudiyete baktığımızda oluşumda ki 3”lünün içerisinde 2”si ile beraber şüpheli durumda olan Ahmet Hacısoy ile oluşturulmuş olan mevcut yönetim OSB”ler kanunu uyarınca şüphelidir, şaibelidir ve bu mahkemeye de taşınmıştır. Yani mahkeme Ahmet Hacısoy”un üyeliğini düşürdüğü taktirde İkitelli OSB telafisi imkansız zararlara sebep olunacaktır. Ama mahkeme bu üyeliği onarsa da o zaman her hangi bir sorun yok.

-Sayın Tokdemir İkitelli Osb”nde yaşanan bu istenmeyen süreç ile emsal teşkil eden Türkiye”de başka bir Osb var mıdır. Yani böyle bir mesele başka Osb”lerde yaşanmış mıdır?

-Böyle bir olay Türkiye de ki her hangi bir Osb de asla olmamıştır, yaşanmamıştır. Böyle de bir işlem yoktur. Açık seçik net bir şekilde istifa etmiş ve bu istifasını kayıttan geçirmiş olan bir kişinin tekrar orada yönetim kurulu üyesi olması mümkün değildir. Osb”ler kanununa göre de tekrar yönetim kurulu üyesi olabilmesi için ancak genel kurul kararı ile yeniden seçilmesi gerekmektedir.Mevcut durum ile ihyası mümkün değildir. Bu konuda hukukçuların bize açık ve net şekilde söyledikleri de budur. Yani böyle bir durumun ihyası mümkün değil.

Yani bizim derdimiz burada Hakan Tunç”un başkan olması veya bir başkasının başkan olması falan filan değil. Hatta biz Hakan beye de ısrarla yönetimde olan diğer başkanlarla anlaşmalarını sürekli önerdik. Hatta kendilerine dedik ki madem ki çok istiyorsun başkan olmayı bunun gerekçelerini paylaş bu arkadaşlar ile mutlaka sana bir şekilde destek olurlar diye de söyledim.

MUTLAKA VE MUTLAKA SANDIK ORTAYA GELECEK

-Bölge nereye gidiyor?

-Bakın bölgede hizmetler tamamen durdu. Böyle bir durumda hizmetlerinde verilmesi hukuki ve yasal değildir zaten. Denetim Kurulu olarak sekreterya hizmetlerini yürütmesi için kendilerine hizmet odaklı bir yazı yazdım. Çünkü bana göre şüpheli ve şaibeli olan mevcut başkanlık divanı bölge müdürlüğünü de işlevsiz hale getirdi. Osb”lerde Bölge Müdürlüğü bölgenin iş ve işlemlerini yapmakla yükümlüdür.

Yani aynı zamanda Denetim Kurulunun da sekreterya işini yapmakla yükümlüdür. Bu genel kurulun yapılmamasıyla alakalı da ellerinden geleni yapıyorlar. Ama korkunun ecele faydası yok.İkitelli Osb”nin meşru Yönetim Kurulunun oluşması için mutlaka ve mutlaka sandık ortaya gelecek.

-İkitelli Osb Denetim Kurulu olarak bu bir handikap ve çelişki değil midir. Ayrıca yapılması kararlaştırılan olağanüstü kongreye katılım nasıl olur,nisap sağlanır mı ve seçim sonucu nasıl olur veya nasıl olmasını arzu ediyorsunuz?

-Daha önümüzde bir süreç var. Şimdiden nisap nasıl olur onu bilemiyorum.Nisap sağlanır. Gelen üyelerle beraber katılımcılarla beraber nisap sağlanır. Ama kim nereden ne kadar gelir.

Geçen sefer söylediğim gibi tekrar ediyorum. Biz denetim kurulu olarak tek liste ile beraber bir seçim yapılmasından yanayız. Bölgemizde Osb Yönetimini belirleyecek olan 61 resmi delege sayısı var.

-Şu anda Denetim Kurulu olmanız nedeniyle de üzerinize düşen çalışma ve gayreti gösteriyorsunuz. Bu çaba ve gayrete bölge başkan ve delegelerinin aynı hassasiyet ve bir uyum içinde hareket ettiklerinden söz edebilir misiniz.Bölge başkanları mevcut durumu ne kadar umursuyorlar? Genellikle birileri, hep birileri uğraşsın yapsın diye bekliyorlar. Yani bir dert, bir kaygı yok sanki. Bu duruma nasıl bir yorum yapmak istersiniz?

-Valla burada bir sorun ve dert var ve bende bu sorunun, derdin ortadan kalması için dertleniyor ve çözüm üretmeye çalışıyorum. Birilerinin umurunda olmaya bilir, ya da umursamaz, dertlenmez. Bana göre o da onun sorunu ve derdi.

Bu bölgede bizler burada bulunan her kes kanun,nizam, hak adalet ve hukuk diye nizamlar sinsilesi içinde burada bu işleri yapmakla mükellefiz. Ülkemizde hukuk denen içine sığınacağımız bir gerçek var ve bu ülkenin içinde yaşıyorsanız da bu ülkenin dertleriyle dertleneceksiniz elbette.Birileri de birilerinin dertlenmesini bekleyebilir. Bu ülkede bundan 100 sene evvel bu ülkenin dertleriyle Mustafa kemal Atatürk dertlendi etrafına dertlenen insanları topladı ve bu ülkeyi kurtardı. Şayet o da dertlenmesiydi ve onunda umurunda olmasaydı. Biz şu anda İngiliz Mandası ve Yunan işgali altında 3.dünya ülkesi olarak bu coğrafya üzerinde ya yaşıyor, ya da olmüş olurduk.

Biri dertlenmiyor diye de ben dertlenmeyeceğim diye de bir kural yok. O dertlenmiyorsa dertlenmesin o da onun derdi. Ama ben dertleniyorum. Bu da benim derdim. Bana göre olması gereken de bu.

Altını çizerek söylüyorum ben dertleniyorum ama ağlamıyorum, yakınmıyorum. Çözüm üretmeye çalışıyorum.Birileri dertleniyor şeklinde görüyorsa da evet ben dertleniyorum. Çünkü yıllardır buradayız.Hayatımız buraya göre şekillenmiştir.Bizim ecdadımızın hayatları da buraya göre şekillenecektir. Bunun için dertleniyorum ve haklı olduğumu düşünüyorum. Benim buraya verdiğim 30 senelik emeğim var. Artı bu bölgede yatırımlarım var.

Ben bu bölgeye verdiğim 30 yıllık emeğimi ve yatırımlarımı da bu bölgeyi yönetmeye haiz olmayan insanların eline terk edecek kadar beceriksiz, basiretsiz, yeteneksiz, bilgisiz, çaresiz birisi değilim, olmadım, olamam. Ve ben bu bölge için de kendi adıma da dertleniyorum. Bu dertlenmelere köklü çözümler üretilmedikçe de bu doğrultuda kişisel ve sorumluluklarım çerçevesinde gereken mücadelemi de sonuna kadar veririm. Ama başarırım, ama başaramam. O da başka bir şey. Başaramasam da bu çabamla bu yolda ölmüş olurum.

Bildiğiniz gibi meşhur ve ibretlik bir karınca hikayesi vardır. Nemrut Hazreti İbrahim”i ateşe attığında ahali Hazreti İbrahim”in nasıl yanacağını seyretmeye toplanmışken, orada bir karınca minnacık ağzıyla o ateşi söndürmek için o haliyle su taşımıştır. Bu durumu gören oradaki ahali bu duruma anlam verememiş alay edercesine de gülerek karınca ile dalga geçilmiş, alaycı şekilde de karıncaya senin suyun Nemrud”un suyuna ne yapar ki, boşuna yoruluyorsun diye alaylarını sürdürürler. Nefes nefese su taşımaya devam eden karınca soluklanır ve kendisiyle alay edenlere der ki ben niyetimi ortaya koyuyor, tarafımı belli ediyorum. Benim taşıdığım su bu ateşi söndürür mü söndürmez mi orası umurumda da değil.Ben haklı olduğuna inandığım Hazreti İbrahim”i Nemrud”un ateşinden korumaya çalışıyorum. Ben tavrımı haklı olandan yana koydum benim için de asıl olması gereken de budur der.

Bu serzenişten sonra da gelelim bölge ile olan derdimize. Ben de bölge dertleriyle uğraşırken tavrımı hukukun üstünlüğü ilkesiyle tavrımı hukukun yanında olarak belirledim.Gönül isterdi ki bölgemizde bu yaşananlar, bu gelişmeler, bu süreçler hiç yaşanmasaydı. Ama yaşandı. Şimdi her kes üzerine düşen görev ve sorumluluk içinde hareket etmelidir. Bölgemizin geleceği ve bekası da buna bağlıdır. Bu bölgenin yönetimiyle alakalı bana sorsalar ki İkitelli Osb Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Hacısoy”mu, Mehmet Çiçek”mi olmalı. Ben 40 sefer Ahmet Hacısoy olmalı derim bir sefer bile Mehmet Çiçek olmalı diye söylemem. Bu bölgede hepimiz birbirimizi tanıyoruz, arkadaşız, dostuz. Ama bu iş çok farklı bir meseledir. Benim Mehmet Çiçek”te arkadaşım, Ahmet Hacısoy”da arkadaşımdır.Burada arkadaşlık anlayışı farklıdır, bölge meseleleri farklıdır.Bunlar çok farklı meselelerdir. Ahmet Hacısoy oraya geldi kendi iradesini ortaya koydu İstifa etti. Bunu yapmamasını, böyle bir karar almamasını kendine biraz zaman tanımasını önerdim. Bu istifayı yaparken de o gün orada kendisine aynı şeyleri söyledim. Kendilerine o gün istifa etmeyin sizlerin bu yönetimde olmanız gerekir. Geçmişten gelen bir sanayiciliği bilen ve bunu en iyi şekilde yapan bir aileden geliyorsunuz. Sizlerin burada mutlaka bulunması gerekir diye de kendilerine görüşümü ilettim. Kendileri benden 4 ay büyüktür. Bu nedenle de benim kıymet verdiğim bir ağabeyim sayılır. Dolayısıyla bölge yönetimde kendilerine ihtiyaç olduğunu defalarca söyledim.Kendisi kesin kararlıyım dediği halde hatta ben ısrarla kendisine dedim ki ya acele etme pazartesi gününe kadar düşün ve şimdilik şu dilekçeni al cebine koy dedik.

-Sayın Tokdemir Bölgede yaşananlarla alakalı o kadar fısıltılar dolaşıyor ki insan vay be bunlar bunu nasıl yapar dedirten şekilde ve bu konuyla alakalı da Ahmet Hacısoy”un bu dilekçesini geri çekmesi için tehdit aldığıyla alakalı söylentiler var.Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir ki?

-Valla ben onu bilemem. Belgesiz bilgilerin paylaşılması hiç doğru değildir. Unutmamalıyız ki Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve biz de onun içinde yaşıyoruz. Tehdit edilen adam Cumhuriyet savcılığına gider iki dakikada dilekçesini verir. Olur biter.

-Denetim Kurulu olarak bölgenin geleceği adına yasaları ve hukukun emirleriyle hareketle ikinci bir olağanüstü kurul kararı alıyorsunuz. Yukarıda bunun engellenmek istendiği şeklinde konuştunuz. Bu olağanüstü kurula katılım nasıl olmalıdır?

-Valla ben Teftiş Kurulu”nun öneri ve tavsiyeleriyle hareket ederek, yasal ve kanuni süreci çalıştırmaya bölgeyi davet ediyorum. Buna da katılmazlarsa katılmazlar.Milletin kendisi bilir. Katılmazlarsa böyle bir kurul da olmaz. Şu anda burada bulunan 61 tane temsilci katılımcılar var. Bunlar katılmazlarsa elbette ki bir kurul olmaz. Bölgemizde 61 adet katılımcı var. Ama bu katılımcının nisap gereği yani 4”te biri ki o da 16 kişidir ki bu 16 kişi iştirak ettiklerinde de bu kurul olur. Geçtiğimiz ve yaşadığımız süreç gereği düşünülen olağanüstü kurulla ilgili asla  bir endişe taşımıyorum.Elbette gönül ister ki yoğun katılımla bu olağanüstü kurulu yapalım. Bölgenin sıkıntıları da böylece dinsin.Ama bu 16 kişi de gelmezse bir hafta sonraya ertelenir ve o zamanda bu davete katılanlar ile genel kurul yapılır. Bu da bu kadar basit.Kanunlar, yönetmelikler, mevzuatlar açık ve ortada. Ama ben gönülden inanıyorum ki bu sefer bu 61 üyenin tamamı katılacaktır. Kanımca da yüzde 99 bir katılım olacaktır. Belki bir iki kişi katılamayabilir. O da çok yadırganacak bir durum olmaz. Umut ediyorum ki bölgemiz bu sarsıntıdan büyük bir ders almıştır, bu zorlu sınavından da başarıyla geçecektir.

-İkitelli Osb için Yeni Oluşacak Yönetim ile alakalı düşüncelerinizi alabilir miyiz?

-Şimdi bakın az öncede söyledim. Altını çizerek de bir kez daha tekrar ediyorum.Bizim derdimiz burada ki 37 kooperatif başkanıyla beraber bir araya gelerek, toplanarak, tek bir liste oluşturmak ve burayı ehliyetli, güvenilir bir yönetime kavuşturmaktır. Bu süreçte burada bir kez olsun samimi, olmaz olmazlar çerçevesi içinde birimizin ellerini sıkıca tutalım. Birbirimizin gözlerine sürekli bakalım.Burada zaman zaman birbirimizle dozu kaçmayan kavgalar etmişizdir, hatta yine de edebiliriz.Birbirimizle munakaşalar da yaşayabiliriz. Bu oraya gidinceye kadar da olabilir hizmete seçildikten sonra da olabilir. Elbette bazı sürtüşme kavgalar dozunu geçmemek kaydıyla olacaktır, olmalıdır da. Hiç kimse tartışmalar ile ayrı gayrılık içine girmesin. Burayız, burada olmalıyız.

Tekrar ediyorum bizim bu kavgalarımız dozunu aşmamalıdır. İnsanları birbirleriyle olan muhataplıklarına zeval getirilmemelidir. Burada asıl olan şudur. Burada birbirimizin yüzüne bakamayacak şekilde birbirimizin kalbini kırmamamız lazım. Elbette birer insanız, beşeriz, şaşarız. Bazı şeyler de olabilir, hiddetleniriz, kavgalaşabiliriz. Ama biraz sonra da döner deriz ki ya arkadaş kusura bakma ben hatamı gördüm olur biter. Hatta kavgalaştık seninle ama hakkını helal et diyebilmeliyiz. Yani bunu yarın cami avlusunda musalla taşında iken bunlar göstermelik cinsinden yapılmasın istiyoruz. Gerekli olduğu zaman ve yerinde yapılan özür dilemenin bir erdem meselesi olduğu kavranmalıdır.Bunun bir aması var ki işte orada durmak çok iyi düşünmek lazım. Birbirimizin kalbini kıracak cümleler ağzımızdan çıkmadan önce defalarca düşünmek lazım.Geriye dönüşü mümkün olmayan durumlara girmemeliyiz. Yani birbirimizin burada anasına avradına sokak ağzıyla küfür edersek burada bir daha birbirimizin yüzüne bakamayız. Burada kimsenin anasına avradına küfür edilmemiştir. Böyle bir söz benden sarf olunmadığı gibi orada ki bulunan arkadaşlarımın hiç birinden de böyle sözler çıkmamıştır, duymadım.Biz bu konuda çok müşkül içindeyiz, çok sıkıntı içindeyiz. İkitelli de bugüne kadar böyle bir şeyler asla yaşanmadı. Ben 30 senedir Çevre Sanayi Sitesinin Yönetim Kurulu başkanlığını yapıyorum. Organize Sanayi Bölgesinin 4562 ye göre kurucu yönetim kurulu üyeliği yaptım. Evet geçmişte zaman zaman dalaşmalarımız oldu.Yine zaman zaman birbirlerimizle karşılıklı yüksek dozajda heyecanlı ve gergin şekillerde de konuşmalarımız oldu. Ama burada asla kimse kimsenin yüzüne bakamayacak şekilde sözler kimse kimseye söylemedi. Kimse kimsenin anasına avradına küfür etmedi. Kimse kimseye küfür sövmedi. Ve bende sövmedim. Bakınız ben bu bölgede bir yönetici başkan olarak Savcılığa da o dilekçenin o şekilde yazılmasından da son derece acı bir hicap duydum. Bakın ben size açık ve net bir şekilde söylüyorum sizlerde lütfen bunu aynen yazın.

Diyelim ki 4 saat önce bir adamın anasına avradına sövüyorsun. Kaburgalarını kırıyorsun. Sen adam isen o adamla bir daha konuşman mümkün mü olur mu?

Birileri araya girip sizi barıştırmadan sizin aranızın düzeltilmesiyle alakalı bir aracılık yapılmadan bu iki kişilerin bir araya gelmesi mümkün müdür? Böyle bir süreç yaşandığını iddia edenler nasıl oluyor da 4 saat sonra beni arıyor. Hangi yüz ve sıfat ile sayın başkanım şu karar defterini ver ne olur diyebiliyorsun. Ne oldu peki? Hani 4 saat öncesinde hani anana avradına küfretmişti bu adam.Peki şimdi hangi yüzle beraber böyle bir adamı arıyorsun.

Bu da yetmedi Bakan Yardımcısına arattırıyorsun aradan yarım saat geçiyor, bakan yardımcısı sizi aradı mı diye tekrar arıyorsunuz. Bunların hepsi de bu Gsm Operatör hatlarında kayıtlı ve bunlar istenildiği zaman da hepsi ortaya çıkar. O anana avradına küfür ettiğini söylediğin adam yani o başkan sana diyor ki değerli kardeşim sen anlaşılan bu başkanlığı çok istiyorsun orada ki 4 kişinin üzerinde hiçbir problem yok. Yarın bu 4 kişi bir araya gelin veya bizler sizi bir araya getirelim ve üzerinde problem her hangi bir şaibe olmayan arkadaşlarınızı yani Hasan Kılıçarslan, Hakan Tunç Kazım Özeren ve Cemal Bacakcı ile oluşan ve kanun gereği istenen o 4 kişi varsınız, mutlaka bir anlaşma yolu bulun ve Anlaşın. Ama bu böyle olmuyor. Anlaşılan o dur ki. Sen gelecekte milletvekili olmak istiyorsun. Aynen kullandığım cümlem de budur. Devamında da belki de bakan olmak istiyorsun. Bu hedeflerinle alakalı düşüncelerini söyle ve o arkadaşlardan rica et bu arkadaşlara. Onlara açık açık de ki iki üç aylık süre için beni başkan yapın benim böyle böyle bir düşüncelerim var.Bunu şu projeksiyonlarım için çok arzu ediyor ve istiyorum. Bu  arkadaşlarımızın hepsi de makul arkadaşlardır. Elbette ki sana açık açık düşüncelerini ortaya koyduğun için de mutlaka yardımcı olurlar. Sen bunu kabul ediyorsun. Ertesi gün görüşmek üzere saat belirliyoruz. Ertesi günü seni arıyorum. Sen ise Ahmet Hacısoy da gelecek diye ısrar ediyorsun. Şu anda senin başkan vekilin olan Hasan Kılıçarslan arıyor karar defterini istiyor. Ben Hasan Kılışarslan”a şunu söylüyorum. Hasan bey bakınız diğer gurupta üç, üç gurup oldu. Sizden önce de diğer gurupta karar defterini istedi. Onlara da vermedik. O karar defteri de daha sonra elimizde patladı…

Yani denetim yapmak için yapılan işlemlerle ilgili alınan kararlar yapılan işler örtüşüyor mu diye. Çünkü bölgede yapılan olağanüstü kurul ile başkan ve başkan vekili azledildi.Yeni bir dönem başladı.Hal böyle olunca da Denetim Kurulu olarak geçmişe ait bir ara karar yazmamız lazım.Bu durumlar öyle hızlı gelişen bir trafik sürecinde cereyan ediyor ki..Hepimiz şaşkın, hepimiz osb ile alakalı neler yapılmalıdır diye kara kara düşündüğümüz bir süreç.

-Söz bu karar defterinden açılmışken karar defterini alma ve onu belli bir süreliğine elinde bulundurmakla ilgili bir yasal süreç var mıdır?

-Denetim Kurulu olarak bizim böyle bir kısıtlanmamız söz konusu değildir. Biz bunu da zaten bizden isteyenlerin alabilme şart ve koşullarına haiz olup olmadıklarına bakarız.Haizlerse de bunu vermek zorundayız. Ayrıca bu karar defterinden iki dakika içinde alınan kararların birer suretini alır kopyaları çekilir ve şu tarihli karar defterinin aslının aynıdır diye onaylanarak veririlirdi olur biter di. Ama konular farklı, durum farklı.Karar defteri yukarıda değindiğim süreç gereği elimizde kaldı. İsteyen çok olduğu için, bölge yönetimin belirsizlik sürecine girdiği için bunu her isteyene de veremezdik, vermedik. Bir diğerine vermediysek, diğer bir isteyene de veremezdik. Biz de vermedik. Cemal Bacakcı arkadaşımız arkadaşlarıyla beraber istedi veremeyiz dedik. Onlarla da problem doğdu ve biz bu problemin bir tarafı olmak istemiyoruz diye durmamız gereken sorumluluklar içinde durmaya devam ettik.Denetim Kurulu olarak sürekli olarak siz kendi içinizde anlaşın diye görüşümüzü söyledik.

-Denetim Kurulunun Karar Defterini Verip Vermemekle alakalı yasal hakkının çerçevesi nedir. Karar defteri her isteyene verilebilir mi?

-Bu durum çok farklı bir konudur.Denetim Kurulu olarak biz de ortadayız.Bizim görevimiz devam ediyor.Ama başkan ve başkan yardımcısı yani başkanlık divanı ortada yok.Bu yapı dağılmış.Sadece ortada Yönetim Kurulu üyeleri var. Biz de neticede orada farklı mesuliyeti olan kanun ile yetkilendirilmiş üyeleriz. Arkadaşlarımız galiba Denetim Kurulu”nun yetki ve sorumluluklarını çok iyi bilmiyorlar. Çok acıdır ki her biri şirketlerinin ve kooperatiflerinin yöneticileri olarak. Hal böyle ise de bu da ayrı ve çok acı bir durum. Oluşan son durum ile orta yerde yönetim kurulu var ama bir başkanlık divanı yok. Bakın orada başkan ve başkan yardımcılarından bir tanesi olsaydı ona biz bu karar defterini vermek zorundaydık. Oluşan durum itibariyle de orta yerde sadece yönetim kurulu üyeleri olduğu için ve yönetim kurulu divanı olmadığı için, olanın da yasal olmadığı için, ortaya yasal olmayan durum ve durumlar çıktığı için o karar defterini kimseye veremezdik. Çünkü ortada yönetim kalmadı, yönetim yok.Halbu ki oluşan o durumun hemen akabinde problemsiz bir şekilde o 4 arkadaşımız bir araya gelselerdi ve 3 arti bir ile bir yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı oluşturmuş olsalardı biz karar defterini o oluşan yönetim kuruluna anında vermek durumundaydık.

-Bu gibi tutanak ve evrakların Osb”ler de istenmesinde yazışma mı gerekiyor, sözlü olarak mı talep ediliyor?

-Evet çok önemli bir mesele de bu. Burada oluşan durum gereği bu durum son derece önemli bir konu. Herkesin bilmesi ve altı çizilmesi gereken bir durum var. Bakın bütün mesele insanların bir birlerine güvenip güvenmedikleriyle alakalıdır bu durumlar. İnsanlar birbirlerine güvenmedikleri zaman, o ortamda bir problem olmadığı zaman bu talepler sözlü olarak da olabilir. Biz de bu karar defterini arşivde ki memureden istedik.Bu güne kadar da bir problem olmadığı için de memure hanım buyurun başkanım dedi ve getirdi verdi. Sonra da böyle problemler olunca da biz bu teslim meselesini orada hemen bir tutanak haline getirdik. Tutanakta da şu tarihte ben şu memurdan şu karar defterini istedim ve aldım bana bunu teslim etti aldım ve aldığıma dair de kendilerine bir yazı verdim. Bunu o memurun başına her hangi bir sıkıntı gelmesin diye yaptık. Memure hanımdan aldığım evraklarla alakalı da bir tutanak yaparak kendilerine takdim ettim. Bunları ben sizden aldım ve bunlar bende diye. Yani sana bunlar sorulduğu zaman da bunları biz denetim kurulunun talebi üzerine kendilerine teslim ettim diyebilmesi için biz bile bunu böyle yaptık.

Denetim Kurulu her şeyi denetlemeye yetkili kılınmış yetkileri yasalar ile belirlenmiş son derece önemli bir oluşumdur. İşte böyle bir süreçte Hasan bey bu karar defterini istiyor. Bu istem üzerine ben kendilerine diyorum ki bakın ciddi bir problem oluştu. Biz konuyla alakalı Pazartesi gününün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olması dolayısıyla Salı günü Ankara”ya gideceğiz. Burasının meselelerini Bağlı olduğumuz bakanlıkta ki ilgililere çare ve çözüm bulmak için sunacağız. Gelişen süreçle alakalı Bakanlığın hukuk görüşünü alacağız. Orada bize eğer derlerse ki Ahmet Hacısoy yönetim kurulu üyesidir veya olabilir. Bu durumda biz

Orada iken de hemen size o kasanın şifresini sadece ve sadece sana veririm onu da sadece siz alırsınız. Ben sadece sana güveniyorum. Biz sonuç aldığımızda sonuca göre de ben size telefon edeceğim ve kasanın şifresini de sadece sana vereceğim o karar defterini alırsınız bununla da gider başkanlık divanını oluşturur tescil edersiniz. Bu durumda birkaç saat fark ederdi… Olmadı ertesi günü olurdu. Ama işler böyle olmadı. Hangi yetkiyle, hangi düşünce ile sen sana ait olmayan hukuka bağlı bir kurumun kasasını kırıp orada ki evrakları alabiliyorsunuz. Bunu yapan birine o Osb”nin üyeleri bundan böyle sana nasıl güven duyacaklar kardeşim.Kasayı kıran bu fiili işleyen kişi her şeyi de yapar. Kimse kusura bakmasın.Kasa kıran adam her şeyi yapar.

Kendisine ait olmayan bir evrakı yasalar ile korunan saklanan yerden yani kasadan izinsiz hele ki kasa kırarak almak hukuka ve insanlığa aykırı bir eylemdir. Bana göre de kasa kıran adam hak hukuk tanımayan adamdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti Bir Sosyal Hukuk Devletidir diye yazar. Hukuk Devleti, Guguk Devleti değil bu. Türkiye Hukuk Devletidir. Bunu herkes hafızasına kazısın. Bakınız her şeyin hukuk içinde mutlaka bir yeri uzlaşma kapısı var. Farz edelim ki denetimin yani Yusuf Tokdemir”in bayına istenmeyen şeyler geldi, beklenmedik meseleler oluştu ve hatta Yusuf Tokdemir”e ulaşılamıyor. Ya da Allah korusun Yusuf Tokdemir hastanelik oldu, ifade edemiyor. Ama evraklar Osb için çok acil olarak lazım.Hal böyle de olabilirdi. Bunun içinde kendi yasal çerçevesi bulunabilirdi. Hatta kurumun kendi müdürleri veya personelinden bir görüş fikir sorulsaydı bunun çözümü de bulunabilirdi. Kaldı ki yine o kasanın alındığı kurumun faturası üzerinde veya muhasebe kayıtlarında o kasa ile ilgili pin,puk veya fabrika ayarlarına döndürülmesiyle alakalı gereken bilgiler de var. Bunu yapabilirlerdi. Ya da acilen Kaymakamlık kanalıyla savcılıktan tarafsız iki memur istenirdi ve OSb üyeleri veya personeli müdürü memuru gözetiminde o kasa böyle bir şekilde de kırılıp açılabilirdi. Gerekli tutanaklar kayıtlar yapılarak bu böyle de yapılabilirdi. Bana göre olması gereken de bunlardı. Yani bu böyle de olabilirdi, olmadı. Ama birileri bir şeyler için farklı bir amaçla hareket etmek zorunda kaldı galiba.Günlerden Cumartesi günü ve sizin derdiniz neydi?Cumartesi günü noter mi açıktı? Mesai sali günü sabehleyin başlıyor. 29 Ekim nedeniyle Pazartesi tatıl. Salı günüde gidilirdi Osb”ye müdür Kenan beyi çağırırdınız.İlgili evraklardan kasanın açılması sağlanabilir di…Kaldı ki biz kaçmıyoruz, göçmüyoruz, işimizle alakalı da işleri koşturuyoruz. Öte yandan da bizler konularla alakalı özellikle ne dedik sizlere. Salı günü biz bu olayla ilgili belgeleri Ankara ya götüreceğiz, Bakan yardımcımız Hasan Büyükdede”ye çıkacağız oradan hemen bize bir hukuk görüşü verecekler buna göre de biz sizlere dönüş yapacağız dedik. Orada derlerse ki Ahmet Hacısoy yönetim kurulu üyesidir veya Mehmet Çiçek. Ahmet Hacısoy Yönetim Kurulu üyesi ise hemen telefonla hasan bey kasanın şifresi şudur açın gerekli evrağı alın gidin yönetiminizi tasdik edin denilerek bu sıkıntılar yaşanmamış olacaktı.  Denetim Kurulu olarak bize mevzuat ve Osb kanunu bunu böyle emrediyor. Farzedelim ki kasanın şifresi kırılamıyor, Yusuf Tokdemire de ulaşılamıyor, ya da başına bir felaket gelmiştir…Hastanededir, falan o evrakta acilen o kurama lazım. Bunun da çözümü var kardeşim. Kaymakamlığa gidersin yazılı muracaat edersin, oradan size iki tane tarafsız memur tayin edilir. Onlarla gelirsin orayı yine kırarsın açarsın, bunun orada tutanağı tutulur, evrakların da tutanağı tutulur. Hatta o halini resimlersin, belgelersin falan…dan sonra da şu defter alınarak kurumun şu yetkilisine teslim edilmiştir dersin olur biter. Bu kadar basit bu. Burası hukuk devleti…Yeter ki hukuk çerçevesi içinde çözüm aransın.Hukuk Devletinde mutlaka ve mutlaka bir karşılığı ve çözümü mutlaka vardır. Hiçbir şey çözümsüz değildir.

Rahmetli Suleyman Demirel inde söylediği gibi Meşrutiyet içinde çare tükenmez.Meşrulukta asla çare tükenmez. Çaresi olan çözümlenmesi bulunabilecek meseleleri gayri meşruluğa ve çözümsüzlük sürecine getirmenin sebebi neydi? Bölgemiz bu talihsizliği yaşamak zorunda mıydı? Bunu kimler yaptı diye baktığımızda, bu bölgede olan herkes buna dahildir? Bu olan bitene şimdi de oturup hiç kimse seyirci kalmaya çalışmamalıdır.

-Sayın Tokdemir İkitelli Osb Denetim Kurulu Üyesi ve Çevre Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı olarak mevcut süreçle alakalı bölge sanayi sitesi başkanlarına bir çağrı yapmanız gerekse nasıl bir çağrı yapardınız?

-Bütün kooperatif başkanlarıma sesleniyorum. Bölgede onlar gibi bir başkan olarak ve Organize Sanayi Bölgesi Temsilcisi olarak şunu söylemek istiyorum.

Bölgemizde bulunan 37 kooperatif başkanına sesleniyorum. Değerli dostlar, arkadaşlar. Burasının ve bizim asla çözülemeyecek problemimiz yok. Biz belli ortamlarda heyecanla problemlerimizi konuşuruz, tartışırız. Ama bu dönemde mutlaka ve mutlaka bir araya gelelim, bir kez daha konuşalım, sonuna kadar tartışalım.Olmadı sabahlara kadar konuşalım. Bu dönemde mutlaka ve mutlaka tek liste ile beraber bu osb mizin yönetimini oluşturalım. Osb mizi hizmet merkezi haline getirelim. Bunun içinde içimizde bulunan hakikaten ehliyetli ve liyakatlı her kese de eşit davranacak, yani ihsan Alper abimizin söylediği gibi bir kooperatif başkanını sevdiğimiz bir başkanı seçeceğimiz kişi sevdiği bir kooperatif başkanının problemini çözerken mevzuatı ne kadar genişletiyorsa, sevmediği bir kooperatif başkanının işi oraya geldiği zaman o durumda da o mevzuatı aynı miktarda genişletip o başkanında problemini çözebilecek basiret ve hassasiyet adil duruş anlayışıyla hareket edecek bir yönetim kurulu oluşturalım. Yöneticiler oluşturalım ve onları seçelim buraya. Enaniyetini ön plana çıkartan değil, hakkı, eşitliği, adaleti ve hukuku ön plana çıkartan anlayış içinde ki yöneticileri seçelim buraya…Bütün başkanlardan ricam ve isteğim budur…Bu da olması gereken bir istektir. Çok zor bir mesele asla değil. Bunu bu sefer mutlaka başarmalıyız arkadaşlar.

-Sayın Tokdemir yapılacak olağanüstü genel kurulun bir kez daha ana gerekçesini anlatarak, katılımcılara ve temsilcilere neler söylemek istersiniz?

-Bizim Denetim Kurulu olarak bu  olağanüstü genel kurulu yapmamızın gerekçesi şudur:Zaten Osb olarak 6 ay içinde bir tane de mali olağan genel kurul yapılması lazım. Yani yapılacak bu 8 Ocak Olağanüstü Genel Kurul da seçilecek olan arkadaşlar bu 6 aylık süresi içinde de ciddi projelerini,şunları,bunları, hazırlayıp,gündeme koyup, yapılacak olan olağan mali genel kurulda bunları da bölgede ki bütün katılımcıları ikna edip, desteklerini alarak o alınan kararların saha uygulamalarına geçilmesiyle alakalı da yetkilendirme kararlarının sağlıklı alınmasını sağlamak.

Bölgemizin ve bölgemize hizmet odaklı kurulan oluşan Osb mizin yönetimine gelen kişilerin çalışma fırsatı bulsunlar istiyoruz. Seçilen kişiler çalışma fırsatı bulsunlar. Önlerinde üç aylık 4 aylık 6 aylık bir süre var. Seçilenlerin mali kongrelerini yapmaları için ciddi bir süreleri var.

Bundan böyle Osb ye seçilenler artık orada şunu mu yapsak, bunu mu yapsak orta yerde kalmasınlar. Bölgenin ciddi sorunları var. Ciddi hizmetler üretilmesi gerekiyor. 

-Geçtiğimiz günlerde Aykosan Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Necmi Uslu ile görüştüğünüz Temsilde Adalet ile ilgili neler söylemek istersiniz?

-Bu bölgenin en acil şeklide çözüme kavuşturulması gereken meselesi de Temsilde Adaletin sağlanması meselesidir. Bunu dünde söylüyordum, bu günde söylüyorum. Şu anda Temsilde Adalet sağlanmasıyla alakalı denetim kurulu olarak 25 imzayı bulmuş durumdayız. Konuyla ilişkin bir kanun teklifi vereceğiz.

Bazı kişiler ise hala temsilde adaleti imzalamıyorlar.

-Niye imzalamıyorlar?

-Bakın niye imzalamıyorlar.Birilerinin bahanesi, birilerini üzmek istemiyormuş. Ama bu muhteremler öte yandan kooperatiflerinin haklarını hukuklarını çiğnediklerini anlamıyorlar. Osb de 5 temsilciyle kendi sanayi sitesini temsil etmek varken veya bir insan 5 temsilci ile katılacağı ve temsil edeceği bir yerde niye bir temsiliyetle temsil etsin ki? Doğru bir vijdan bu adaletsizliğe nasıl dayanır, nasıl razı olur?

Temsilde Adalet sağlanması bölgemiz için şarttır. Bu temsilde adaleti kurarken de bölgeyi başka adaletsizliklerin içine sürüklememek lazım.Yani burası yönetilirken yöneten kişiler birazda kendilerinin denetlenebileceğinden emin oldukları bir temsiliyet şekline kavuşması lazım. Otokontrollerinin farkında olmaları lazım. Şimdi 15-20 bin kişiyle beraber yapmış olduğun kongre ile buraya seçmiş olduğun yönetim kurulu keyfi olarak burayı istediği gibi idare eder. Çünkü çok kalabalık temsiliyetle burayı ileride ele geçirenler hiçbir kooperatif başkanına asla hesap verme durumunda kalmaz, bu başkanlar da o temsili alan yönetimin umurunda da olmazlar.Çok kalabalık temsiliyet olduğunda da Osb yönetimine kimin seçileceği de belli olmaz. Hiç tanımadığın, bilmediğin, hatta bölgede bulunmadığı gibi bölgede bir tuğla üstüne bir tuğla koymayan adamlar bile o tür bir temsiliyet sonucu gelirler buraya seçilebilirler. Halbu ki bu bölgeyi imar eden bu günlere getiren 37 tane kooperatif vardır. Burada ki 37 kooperatif başkanlarını herkes iğneden ipliğe tanımaktadır. Temsilde Adaleti ararken Her Kooperatifin Arsa Büyüklüğüne göre oluşturmaya çalıştığımız bir 1 kişilik, 2 kişilik, 3 kişilik, 4 kişilik ve 5 kişilik temsilcileriyle beraber bir araya gelirlerse bunlar burada veya böyle oluşmuş bir temsiliyet içinde birbirlerini çok daha rahat tanırlar, birbirlerini de çok rahat bir şekilde oto kontrol yapabilirler.

Şu anda bizim de yapmış olduğumuz çalışma bu yönde yoğunlaşmakta.Bu şekilde bir Temsilde Adaletle alakalı da bölgede aşağı yukarı 123 kişi osb temsilinde yer alıyor. Bu 123 kişi de burada birbirlerini çok rahatlıkla inceleyebilir, irdeleyebilir, tanıyabilir, geçmişine ve serecesine bakabilir. Bunların içerisinden oluşturacağınız yönetim kurulu da her zaman bu 123 kişi tarafından her şekilde hesaba çekilebilecek durumda olur. Ama obur turlu olursa da Temsilde Adalet sağlanması aranırken daha büyük adaletsizliklere yol açılmış olunur.

Diğer yandan bakarsak. Bölgemizde 33 bin dükkan var. Siz burada 33 bin kişiyle seçim yaptığınız zaman buralar belediyelerde ki gibi olur. Bir başka değimle de adeta kendi başına bir krallık olur. Bırakın ulaşmayı, dertleşmeyi,seçim sandığı dışında ne hesap sorabilirsin, ne de muhatap olabilirsin.

Biz bölgemiz adına olabilecek ve çağdaş dünyanın gerekli kıldığı bir yönetişime geçmek istiyoruz ama bu bedenin elbiseleriyle bunu yapmak istiyorz. Burayı gereksiz büyütmeye çoğaltmaya da hiç gerek yoktur. Ama belirttiğim gibi burada 123 kişiyle bir seçim yapıldığı zaman istenilen yönetişim olur. Yani 123 kişiyle seçilen yönetim her siteden gelen talebi seçilen bu kişiler değerlendirerek doğru kararlar vermek mecburiyetinde kalırlar.Ama diğer türlü 33 bin kişinin oyuyla beraber, 33 bin kişinin oluşturacağı farklı farklı listelerle de burada oluşacak olan yönetim kurulu kuşaktan kuşağa aktarılan bir yol izler. Çok fazla sayılarda ki temsiliyet ile yönetişim anlayışını da asla buraya tasvip etmiyorum.

Haber-Söyleşi: Turkiye Esnaf Gazetesi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Haber Teması Tasarım ve Programlama: Touch Desing