•  
  •  
Son Dakika
21 Şubat 2018 Çarşamba

Dr.Bülent GEDİKLİ: “Amerikan Rüyası Artık Yok!”

01 Ocak 2018 Pazartesi, 07:42

Günümüz kapitalizmi sürdürülemez pek çok sorunu barındırıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi başdanışmanı Dr. Bülent Gedikli, ‘Krizlerin Panzehiri’ paylaşım odaklı ekonomiyi gündeme taşıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya kat be kat zenginleşti… Borsalar değer kazandı… Likidite bollaştıkça bollaştı.. Ülkelerin gayrisafi milli hasılaları inanılmaz boyutlara ulaştı. Fakat bazı ülkelerde, insanlar zenginleşirken pek çok ülkede, milyonlarca insan açlık tehdidi altında. Zenginleşen dünya, gelir dağılımını düzelteceği yerde bozdu. Gelir dağılımı eşitsizliği, büyüdü, büyüdü ve orta sınıfı tehdit etmeye başladı. Zengin ile fakir arasındaki uçurum kapitalistleri bile ürküttü. Hatta Türkiye’nin en zengin iş insanlarından Ali Koç, bu duruma isyan etti. “Globalleşme son derece baş döndürücü hızla ilerlemesine rağmen sorgulandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzyılda pek çok sürdürülemez sorunu barındırdığını görüyoruz” dedi. Kapitalistler bile paylaşım odaklı ekonomiye dikkat çekmeye başladılar.
Türkiye’de paylaşım odaklı ekonomiyi gündeme taşıyan isim, hiç tartışmasız Dr. Bülent Gedikli. Maliye ve denetim kökenli iktisatçı ve eski AK Parti milletvekili, halen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi başdanışmanı olan Gedikli, 2015’te “Krizlerin Panzeri” Paylaşım Odaklı Ekonomi kitabını yazdı. Öyle ya, paylaşım odaklı ekonomi anlayışı nedir?
Gedikli’ye göre sistemin çalışması için her insanın iş sahibi olması lazım. İşin temelini de girişimcilik oluşturur. Gedikli, yeni bir reel sektör çağının başladığını ve bunun yepyeni sektörler üzerinden olacağını söylüyor. Gedikli ile küreselleşme, Trump’ın yolculuğu, dünya ekonomisi, Türkiye, AB ile ilişkiler üzerine Derinhaber Dergisi”nin yaptığı söyleşiden alıntıyı dikkatlerinize sunuyoruz.

-Küreselleşme niye umut olamadı?
Krizlerin nihayetinde geldiği nokta, gelir dağılımındaki adaletsizlik… Gelir dağılımının bu kadar bozulması, ülkelerin kendi içindeki dengesizlikler, “talep yetersizliği” dediğimiz şeyi ortaya çıkarıyor.
-Arzın fazla, talebin yetersizliği mi sorun?
Geçmişte arz sorunu vardı ama küreselleşme sonucu durum farklı hale geldi. Dünyaya baktığımız zaman arz konusunda yeterince kaliteli ve ucuz mal söz konusu.
-Peki, krizleri talep yetersizliği mi tetikliyor?
Özellikle Çin ve Asya ülkelerinin devreye girmesiyle beraber küresel düzeyde her türlü mal ve hizmet, kaliteli ve ucuz şekilde temin ediliyor. Bu yüzden talep sorunu doğdu… Yani arz var ama talep yok. Gelir dağılımındaki üretim kurgusunun bunun üzerinden yapılmaması, sermaye birikiminin sınırına ulaşılmış olması ve bütün bunların getirdiği sonuç; krizler yaşıyoruz.
-Sistem krizleri nasıl aşar?
Bütün bunları bundan sonraki süreçte daha sağlıklı zemine oturtmak için üretim sürecindeki paylaşımı merkeze almak zorundayız. Bunun küresel düzeyde ele alınması lazım, sermaye birikimiyle beraber düşünmek şart.
-Tamam da, finans kapital her şeye el koymaya kalkmıyor mu?
Elbette. Sistemin finansallaşma aşamasında finans kapitalizm her şeye el koymaya kalkıyor.. Finans kapitalin lehine bir çözüm bu sorunları daha da derinleştirir artık.
-Finansal baskı reel sektör kadrajını nasıl etkiliyor?
Yaşadığımız son kriz, aslında, kapitalist sistemin ikinci büyük krizi. İlk kriz, 1873’lerde başladı. Biliyorsunuz 400-500 yıllık bir tarihsel süreci var kapitalizmin… Finansal kapitalizm, sanayi kapitalizmi, eğer böyle bakarsak kendi içinde döngüleri olan bir şey…
-İlk büyük krizin sebebi ne?
1873’teki büyük krizin sebebi, kağıt paranın devreye girmesiyle alakalıydı.Kağıt parayla mal ve hizmet arasında kurulan ilişkiyle sorun başladı.
-Kağıt parayı sevdik, yüklendik, ikinci krize davetiye mi çıkardık?
Biliyorsunuz Amerika’da paranın aşırı üretiminden, yani karşılığının olmamasından kaynaklanan bir kriz yaşandı. 2008 krizi de sanal para ile alakalı bir krizdi. Dolayısıyla bu krizlerin reel sektörle mal ve hizmet üretimiyle olan bağlarının sorgulanması ve analiz edilmesi lazım, diye düşünüyorum.
-Finansal süreç, reel sektörden koptu, sıkıntı bu mu?
Finansal süreç reel sektörden kopuk, kendi haline başka sektöre dönüşürse, ki; öyle oluyor. Yani paradan para kazanma olayı. Para, mal ve hizmetten kazanılması gereken bir şey.
-Finansal krizi yeterince sorguladık mı?
Sorgulanması lazım. Artık paradan para kazanmayı düşünmek yerine para-mal dengesini kuracak bir yaklaşıma ihtiyaç var. Yeni sektörler bazında, yeni üretim bazında, yeniden kurgulanması lazım. Şu an yaşadığımız da geçiş süreci. Bir “alacakaranlık sürecine” girdik yani.
-Paradan para kazanma dönemi gitti mi?
Evet. İsterseniz, sürecin temel güçleri, kimdir, diye bakalım mı? Aslında küresel finansal yapılarla, devlet yapıları arasında bir mücadele var. Bu son süreç de o, finansal küresel yapıyı, devlet yapılarını dağıtmaya çalıştı.
-Güvenlik noktasında doğan boşluğu kim dolduracak?
Dünyayı tamamen kaosa götürecek bir şey…. Finansal küresel yapıyla devlet mücadelesi devam ediyor. Devlet aklı da bu işi, bir şekilde tanzim etmeye çalışıyor. ABD’de kendi devlet aklını bir şekilde devreye soktu.
-Trump sahneye çıkacak, neler yapar?
“Küreselleşme sürüyor” anlamında bir tespit yapmak lazım. Belki de Trump’ın seçimini, küreselleşme sürecinin gelip tıkandığı nokta olarak görmek lazım. Bu, yeni bir döneme işaret ediyor gibi. Yeni dönem, yeni sektörler üzerinde muazzam bir rekabet başlatacak. “Hiper rekabet” diyebileceğimiz bir rekabet.

Haberin Devamı:Derin Ekonomi Dergisi Ocak 2017 sayısında….

Güncelleme: Turkiye Esnaf Gazetesi

 

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz