Başkan Faik YILMAZ:”Kazanan Camiamız Olmuştur”

12 Haziran 2018 Salı, 12:47

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği (İSTESOB) Yönetim Kurulu Başkanı Faik Yılmaz:”Seviyesiz Muhaliflik Anlayışı Faik Yılmaz”ı Yıpratalım Derken Bu Camia Hak Etmediği Şekilde Yıpratıllmak İstenmiştir.Sağ Duyulu Bu Camia Bir Kez Daha Her Kesime Anlamaları ve Gereken Cevabı Vermiştir.Bu Camia bir kez daha şapkasını önüne koyup düşünmelidir.Camiamız çok değerli ve çok kıymetli,ülkemizin olmazsa olmazları olan kesimin temsilcisidir. Tarafımı Destekleyenlere de Muhalif Olanlara da Çok Teşekkür ediyorum.Kazanan Camiamız Olmuştur”dedi.

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Yönetim Kurulu Başkanlığını 35.Olağan Seçimli Genel Kurulda 1200 delegenin 749 oyunu alarak bir kez daha esnaf camiasının başkanı seçilen duayen başkan Faik Yılmaz Türkiye Esnaf Gazetesi”ne yaptığı açıklamada son derece önemli konuların bir kez daha altını çizdi. İstesob Yönetim Kurulu Başkanı Faik Yılmaz Türkiye Esnaf Gazetesi”yle yapılan söyleşide şunları söyledi:

-Sayın Yılmaz, yapılan seçimli olağan genel kurulunuzun ve yeni dönem başkanlığınızın önce şahsınıza, İstesob camiasına ve ülkemize hayırlara vesile olmasını temenni ederek  söyleşimize başlamak istiyorum.

İstesob”un uzun yıllardan beri başkanlığını yapıyorsunuz, İstesob camiasına verilen bunca hizmetlere rağmen son yıllarda İstesob başkanlığı olarak tarafınıza çok zor bir süreç yaşatıldı,yaşadınız.Tarafınızla alakalı yapılan açıklamalarla ilgili neler söylemek istersiniz?Bu camia bu yaşanılanları hak ediyor mu?

-Bende teşekkür ederek sorularınıza cevap vereceğim.Her şey çok açık ve net. Son durum da ortada.Bütün mesele tarafıma yönelik yapılan bu kirli mücadele… Bütün mesele Faik Yılmaz olarak Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) başkanlıgına adaylıgımı açıklamamla ve aday olmamla birlikte tarafıma ve şahsıma yönelik hak edilmeyen suçlama kampanyaları başlatıldı.Bu zulüm başlatıldı.Esasında iyi ve kaliteli muhalefetin olduğu yerde iktidar daha iyi çalışır. Ama bizim camiamızda muhaliflik anlayışı hala çok farklı. Bu farklılık anlayışıyla da farklı yollarla ve kirli şekilde muhaliflik tercihi ile sözüm ona muhalefetlik yapıldı.Bu camiayı sizlerinde bildiğiniz gibi çok uzun yıllardan beri tanıyor, biliyorum. Hepsi de uzun yıllardan beri beraber çalıştıgımız arkadaşlar. Tarafımın çok iyi bildigi bu arkadaşların “çamur at izi kalsın” şeklinde ki kirli suçlamaları devam etti, edeceğe de benziyor. Dolayısıyla bize gelen taraflı bir müfetişin tuttuğu bir raporla ki, o davalar halen daha devam ediyor. Bize böyle bir zulüm yapmaya başladılar. Ama Allaha hamt olsun, şükürler olsun, camianın duyarlılığı ve büyük takdirleriyle ve büyük oy farkıyla yeniden bizi bu göreve seçtiler,seçildik. Bu vesileyle bizi seçenlere de, bize karşı oy kullananlara da,hatta ve hatta halen daha muhalefet yapanlara da teşekkür ediyorum.

Mevcut yönetim olarak biz bizim adımıza yakışan seviyeli bir genel kurul yapılmasını istedik. Ama bu genel kurul süreci içerisinde camiamıza yakışmayan ve özellikle de belden aşağı vurmalar aşırı şekilde dozunu aştı, çok ayıp oldu. Bizim camiamıza yakışmayan çok çirkin şeyler yaşandı.Bu olanlar kuşkusuz ki teşkilatımıza farkında olmadan büyük zararlar verdi.Faik Yılmaz”ı yıpratalım derken,bu muhalif olan arkadaşlarımız teşkilata son derece zararlar verdiler. Türkiye”deki esnaf ve sanatkarlar teşkilatını yıprattılar. Bana göre de çok acı bir şey bu.

-Dünya”nın, bölgemizin ve ülkemizin yaşadığı bu süreçte Ahi Evran kültürünün mirasını korumakla mükellef olan esnaf camiasına böyle bir zülüm yapıldı anlayış ve gerçeğini camiaya mesaj anlamında biraz daha detaylandırır mısınız?

-Bakınız, galiba kongredeydiniz ve o seçimli kongrede yaptığım konuşmam şu anda medya ortamında tarihe yazıldı.Fatih Sultan Mehmet Han tarafından, Orhan Gazi”yi eser kılarak hediye eylediği, İstanbulumuzun müstesna bir bölümünü teşkil ve temsil eden, 202 bin esnaf ve sanatkarın kayıtlı olduğu, hali hazırda 148 odanın da çatı kuruluşu olan İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği (İstesob) olarak bugün burada karşınıza çıktık. Bu gün bunları konuşuyoruz. Her şey bir yana…Ama ne oldu biliyor musunuz? Olan oldu. Şimdi Esnaf ve Sanatkarlarımızı çatısı altında toplamasını düşündüğümüz Esnaf ve Sanatkarlar Bakanlığı isterken bu Bakanlık elden gitti. Gümrük ayrıldı.Ticaret Bakanlığı”da Kalkınma Bakanlığı”na ve Ekonomi Bakanlığı”na bağlandı. Yani bizim temsilliyet beklentilerimiz  bir anlamıyla artık Genel Müdürlük oldu. Bütün bunlar niye oldu. İşte siz bu gibi hassas ve her kesimin gözü üstünüzde oldugu bu gibi süreçlerde böyle şeyler yaparsanız, kurumun geleceğini şahsi çıkar ve hırslarınız yönünde kullanırsanız, olanlar da böyle olur. Ama biz hep projelerimizle buralara geldik. Ben buraya 2009 yılında başkan olduğum zaman Başkan olarak bu kurumla alakalı kafamda 5 tane proje vardı.

Bunu 2005 senesinde Adalet ve Kalkınma Partisi, yani Ak Partinin Esnaf ve Sanatkarlar Platformunda üzerine basa basa, altını çize çize söylemiştim.

Bunlar Şuydu:

1-Birliğin kendine ait yerini almak.Bu yeri satın almaktı, burası bizim değildi.

2-Sicil Müdürlüğü”nü birliğin altına getirmek.

3-Anadolu yakasından niye insanlar geliyordu üye kaydı olmaya Anadolu yakasına şübe açmak.

4-Yazılı ve Görsel Basında en etkili şekilde birliğin tanıtımını yapmak,

5-Avrupa Birliği Projelerine imza atmak.

Biz bunlara başladık. Sicil Müdürlüğünü Birliğin altına getirdik.

Anadolu yakasına bir şube açtık. Ondan sonra da tanıtıma başladık. Artik İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği”ni yani İstesob”u sadece İstesob olarak bilen ve böyle yazıp çizen bütün yazılı ve görsel basının hepsinin tanımasını sağladık.

Daha önce her kez, hatta isim yapmış hatırı sayılır yazar çizer de bizim açılımımızı bilmeden kısaca İstesob olarak yazılıyor, çiziliyor, kitlelere gerektiği gibi anlatılamıyor, gelen-giden gönderilerde bu şekilde yapılıyordu. Ben her çıktığım platformda bu yönde çok büyü bir mücadele başlattım. Tv Programlarında İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği diyerek, İstesob”un açılımını tüm halkımızın anlaması için sürekli bunu vurguladım. Bundan da hiç üşenmedim. Ve gittiğimiz Genel Yayın Yönetmenlerinin hepsi İstesob dedikleri ve tanımladıkları kurumun açılımını bu şekilde anladılar, kurumun boyutunu,temsiliyetini,emeğini, katmadeğerini,sosyal yönünü fark ettiler. Hatta arkadaş konuşmalarında bu birlik hakkında da çapsız bir birlik, güçsüz birlik, tanıtımı,temsiliyeti olmayan birlik gibi söylevler olurdu.Ben küçük olmadan büyük olmayacağının altını çize çize, küçük esnaf olduğumuzu ve biz bu küçüklerin birliği olduğumuzu söyledim savundum. Çünkü her şey küçükten büyür. Hayatımızda her şey küçükten başlıyor ve büyüyor. Bizde ilk önce küçük televizyonlara, radyolara, ondan sonra da büyük yerlere gittik. Bugün İstanbul esnaf ve sanatkarlar birliğinin bütün Tv”ler başta olmak üzere ulusal medyanın hepsinde çok ayrı bir yeri vardır. Çünkü İstanbul, Türkiye”nin ve Dünya”nın son derece önemli merkezlerinden biridir ve her kesim için de malzeme çok.İstanbul bir kaynaktır, malzeme kaynağıdır, haber kaynağıdır,bu kaynağın temelinde de esnaf vardır.Bizde ve esnafta o kadar çok malzeme var ve bunun için bütün Tv kanallarının hepsi de bizi programlarına çağırmaya devam ediyorlar. Faik Yılmaz olarak artık ben de her yerde ben çıkıp konuşayım demiyorum. Arkadaşları bu konuda öneriyor,onları gönderiyorum. Bu hedefimizi de belirledik. Birlik olarak sacayaklarını tamamladık.Sonra da geriye Avrupa Projelerimiz kaldı ve o yönde de çalışmalarımıza başladık. 58 yıl sonra biz 2009 senesinde Avrupa Projesi aldık. Bu birliğe 58 yıl hiçbir Avrupa Projesi yapılmamış. Kalkınma Ajanslarından Proje aldık. Avrupa Birliğine proje yaptık. Genç Girişimciler, Genç Kadın Girişimciler gibi…Bunları Hepsini hala yapıyoruz. Bununla ilgili de burada bir Avrupa Projesi Bürosu oluşturduk. Projesi olan,proje hazırlayan bütün odalarımıza da yardımcı oluyoruz. Bu yönde sürekli çalışıyoruz.

Bakınız en önemli mesele burası bizim mülkümüz değildi.Burası geçmişte yap-işlet-devret modeliyle verilmiş hersene evci misil ödeniyordu. Ayrıca Tapuda da bu binanın belli bir miktarı sürekli gidiyordu. Çünkü burası yap-işlet-devret modeliydi. Yani biz bu yönetim bana göre son derece zoru başardık. Burasının tapusunu aldık. Aksi halde 26 yıl sonra bu camianın birliği olarak buradan ceketimizi alıp gidecektik. Ama biz çok büyük bir zoru başardık. Burasının yüzde 43”ü zaten Milli Emlak”ın üzerine geçmiş. Biz her şeye rağmen burayı paramızla satın aldık.

O kadar anlatılacak mesele var ki, bunlar aklımdan geçtikçe sizlere bunları anlatırken de aklıma gelenler oldukça da zaman zaman gülüyorum.Bakın 2010 senesinin yapılan genel kurulunda o zamanki bilançolarda diyor ki 863 milyar lira para. Bu birliğin o zamanın parasıyla 863 milyar lira parası vardı. Şimdi bu nasıl oldu da eski paraya göre şimdi 12 Trilyon lira oldu. Bu nasıl oldu,bu nasıl başarıldı. Ve bazı arkadaşlar ve bir takım çevreler hala bu birliği ve camiayı karalamak için hala bizlere çaldılar, yediler, yedirdiler, çalmaya devam ediyorlar gibi hiç utanmadan bu gibi paylaşımlarına devam ediyorlar. İşte çamur at izi kalsın anlayışıyla bu mesnetsiz yakıştırmalarına devam ettiler.Bu aslı olmayan yakıştırmalara rağmen peki biz bunu nasıl başardık.Ciddi anlamda kendimizi sıktık, büyük tasarruflar yaptık. Onların hepsini toparladıktan sonra da 8 milyon 964 lira parayla biz burayı namımıza satın aldık. Yani eski parayla yaklaşık 9 trilyon liraya bu mülkü tasarrufumuza geçirdik. Peki bu kadar çalmaya,bu kadar yolsuzlukların yapılması karşısında bu para nasıl birikti diye kimse niçin sormuyor.Ama hep insanlar başka şeylerin peşinde. Amaçları belli.Ayrıca seviyeli muhalifliği ve muhalefetliği de bilmiyorlar. Elbette ki eleştiri olacak, olmalıdır. Elbette ki muhalefet olacaktır, olmalıdır.Ama olan muhalefet tatlı,rekabetçi,projeleriyle yarışan muhalefet olmalıdır.Muhalefet olmak, muhalefetlik yapmak belden aşağı anlayışı ve tavrı içinde olmamalıdır.Muhalefet demek yönetime talip olduğu için, yönetmeye hazır olduğunun seviyesi ve çıtasında olmalıdır. Her şeyden önce muhalefet dürüst olmalıdır.Muhalefet karşı olduğu, eleştirdiği yönetimin karşısına elinde olan sağlam plan ve projelerle karşımıza gelmelidir.

İzlediniz.Arkadaşlarımız çıktılar konuştular ama hiç kimsede onlara orada bir prim bir ödün dahi verilmedi. Ben sorumluluklarım gereği orada hiç kimseye asla ağır konuşmadım, konuşturamazlar.

-Genel kurul,seçim, sandık meseleleri hep bir heyecan yaşatır. Bu nedenle her hangi bir tereddüt yaşadınız mı?

-Ben yaradılış olarak hep sakin ve aklıyla düşünen, düşündüğünü söylemeden önce ölçüp biçen bir kişiliğe sahip birisi olarak, sakinliğimi hep korurum, korudum.Faik Yılmaz olarak ben planlarıma ve projelerime güvenirim.Bu nedenle de hiçbir genel kurulda da asla bir tereddüt yaşamadım. Ama bu bir seçimdir. İlginç sürprizlerde olabilir. Ama sonuçta temsil ettiğiniz, sizden hizmet bekleyen insanların tercihidir, onların tercihlerine saygılı olmak durumunuz var. Kaybetseniz bile sonuçta kazanan camia olur.Bu böyledir diye de her isteyen de istediği gibi konuşamaz,konuşmamalıdır.Sonuçta biz yönetici olarak bir adaydık, biri de yönetmek için aday oldu. Sonuçta kim seçilirse burasını yönetecek. Bizde seçilirsek, biz yöneteceğiz, seçmezlerse de kendileri bilir. Bizim de kendi işimiz gücümüz var, işimize gücümüze bakmaya devam ederiz.

Yöneticilik çok farklı,çok büyük mesuliyetleri olan bir iştir.Bugün makamına saat 8 de gelen bir başkan yoktur. Bırakın birliği oda başkanı dahi saat 8 de odasına gelmez. Ama ben gelip burada hala bilmem gerekenlere göz atar,okunması gerekenleri okur,bilmem gerekenleri sürekli öğrenir, örnek olmaya çalışırım ve bunu hala böyle yapıyorum.

Biz projemizi de açıkladık.

Bizim üç tane çok ciddi projemiz var.

-Başkan Faik Yılmaz” 4 yıllık yeni hizmet süreci içinde devam eden ve tamamlanması gereken hangi projeleri vardır?

-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği (İstesob) olarak elimizde sürekli projelerimiz oldu,şimdi de var,yeni dönem için de var.Bir Huzur Evi Projemiz var. Bu projemiz camiamızda yaşlanmış olanlara bakıma muhtaç olanlara ve ihtiyaç duyanlara hitap edecek.Bununla ilgili Milli Emlak ile yapmış olduğumuz görüşmeler var. O görüşmeler neticesinde Milli Emlak”ın bize 20 bin metrekare yer tahsisi meselesi var. Bu yönde hala görüşmelerimiz devam ediyor. Akabinde bir Esnaf ve Sanatkarlar Müzesi Projemiz var.Bunu da camiamız adına ülkemizin tarihine,kültür mirasına hizmet olarak sunacağız. Yeri belirlendi. Gerekli müracaatımızı da yaptık,olurunu aldık. Bu iki projemizin olurlarını aldık. Bu projelerimizle alakalı Bakırköy ilçesi sınırları içerisinde bir yeri satın almak marifetiyle ki burası altı 90 metrekare üst katını da satın almak marifetiyle oraya önce esnaf ve sanatkarlar müzesi sonra da aynı çatı altında birde Ar-Ge Merkezimizi oraya kuracağız.

-Anılan bu projelerle ilgili ayrıntılı açıklama yapar mısınız?

-Ülkemiz çok zengin bir tarihi mirasa sahip bir ülke.Geçmişten günümüze değin, esnaf ve sanatkarın imal edip kullandığı ürünler ile yok olmaya yüz tutmuş sanat dallarına ait ürünler yer alacak. Özellikle kaybolmuş ve kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarla ilgili yapılmış çalışmaları orada sergileyerek halkımızın ve yeni neslin bilgisine sunarak,tarihi değerlerimizi toplumsal hafızamızda yenilenmesine yardımcı olacağız. Bildiğiniz gibi kaybolmuş meslekler ve onlara bağlı sanatlar var. Kaybolmaya yüz tutan meslekler var ve onlara ait sanatlar var. Bunları yeni nesilere ve geleceğe sunacağız. Yani bir kalaycılık artık yok denecek hale geldi.Benzer şekilde bir çok malzemeler var. Bir çok meslek kayboldu ve hala kaybolmaya devam ediyor.

-Sözü edilen Müze ile ilgili bir mimari minyatür çizildi mi, yerleşkesi nasıl olacak ve ürün yerleşimi ve sunumu nasıl olacak?

-Bu yöndeki çalışmalar devam ediyor. Böyle bir taslağı şu anda biz dahi görmedik. Dediğim gibi bu meselenin argesi yapılıyor. Proje ile ilgili minyatür çalışmalar var ve bu seçenekler geliştirilecek.Bunları bir mimar hazırlayacak hazırlananları bizlere sunacak, görüş alış verişi yapılacak.Karar verildikten sonra içine konulacak ürün ve malzemeleri temin etmek bizim için son derece kolay.Müze ürünleriyle alakalı hiçbir sıkıntı çekmeyeceğiz.Bizde malzeme çok.Bizim için son derece önemli bir meseledir bu.Bir anlamıyla tarihi sorumluluk olarak görüyoruz.Esnaf ve Sanatkarlar olarak böyle bir müzeyi ülkemize ve ülkemizin kültür değerlerini yaşatılmasına sunmak bizleri son derece heyecanlandırıyor.Biz hep söylüyoruz. Geçmişimizi iyi bilmemiz ve bunları yeni nesillere iyi anlatmamız lazım. Geçmişini bilmeyen geleceğini asla kuramaz. Tarihimizi tarih yapanlar bize o gayretleriyle özenle eski tarihlere ait çalışmaları yapmışlardır.O çalışmalar yapılmasaydı ve yapılanlar korunmasaydı bizim yaşanmış tarih hakkında bilgimiz olabilir miydi?Bizde aynı sorunluluk ile hareket etmek zorundayız. Geçmişi bilmeden yaşayan geleceğini de tayin edemez.

Bu nedenle biz hep elinde projesi olan ve olmak zorunda olan kurumlar ve yöneticileriz.Müzemiz ile Ar-Ge Merkezimizi bu şekilde aynı merkezde bulundurmayı planladık.Bu şekilde Esnaf ve Sanatkarlarımızın Çalışmalarını oraya toplamış olacağız.

Bir tane daha çalışmamız var ve onu çok yakından takip ediyorum. Onu da yapabilirsek, başarabilirsek, tamamlanması ve yapılması gereken projelerimizin büyük bir çoğunu bu şekilde hayata geçirmiş olacağız. Bu son sözünü ettiğim projemizi son derece saklı tutuyoruz.Adını ve amacını bu yönde bütün anlaşmaları tamamladıktan sonra açıklamasını yapacağız.

-Açıklanmasında,dillendirilmesinde bir sıkıntı yoksa bu sürpriz projenizden yüzeysel olarak söz eder misiniz?

-Bakın şu kadarını söyleyim.Biz, bizden alarak bize satmalarla alakalı çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Şimdi de bizden alarak, bize satmaya çalışıyorlar. Şu aşamada söylenmesi gerektiği kadarıyla söylüyorum. Benden şu aşamada bu yönde fazla bilgi istemeyin veremem, vermem, kırılma ve gücenme olmasın. Çünkü çok fazla nedenlerimiz var. Bakın Türkiye”de hologramı biz çıkardık.Hologram Tesk”te bile yoktu. Bizden sonra da herkes hologram kullanmaya başladı. Bu proje bizimdi. Aldığımız ders gereği bu projemizle alakalı sık eleyip, sık dokuyoruz.Projemizle ilgili tamamlanması gereken aşamalar ve çalışmalar var.Çalışıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz. Elbette ki bilinen belli zor dönemlerden geçiyoruz.

-Ekonomi,piyasa, global,bölgesel ve ülkemiz açısından bu süreci ve seçim süreciyle alakalı neler söylemek istersiniz?

-Dünya”mız, Bölgemiz, dolayısıyla ülkemiz Bölgede,ciddi sorunlar döneminden geçiyor.Ekonomik açıdan gerçekten çok zor bir dönem yaşıyoruz. Bu zorlukları ve sıkıntıları asla hak etmiyoruz. Özellikle ülkemizi hedef alan global hesap ve oyunlar var ve devam ediyor.Türkiye olarak biz bunları asla hak etmiyor ve kabul de etmiyoruz.Bu sürecin sıkıntılarına sıkıntı yerine tamamen bir oyun da diyebiliriz.Ülkemiz üzerinde oynanan ve oynanmaya devam edilen oyun planları var. Bütün mesele görüneni ve gösterileni iyi okumak lazım.

Eğer kendi silahını kendin yaparsan,kendi tankını, kendi uçağını, bilmem şuyunu buyunu kendin yaparsan,bunu yapıp size satanların işini bozmuş oluyorsunuz ve çekilmez, istenmeyen ilan edilebiliyorsunuz.Bir de uzun yıllardan beri neredeyse yüz yıllardan beri Nükleer Enerji yatırım ve fabrikalarıyla alakalı bir çok ülkeye göz açtırmayanlar var. Eğer sende bu olan bitenlerin üzerine bir de Nükleer Enerji Santralini yapmak için temel atar ve yapımı için start verirsen, bunu istemeyenler de sana ellerinde olan o ekonomik baskılarını artırırlar. Bu sıkıntılarla alakalı bütün meselenin özü budur.Aysbergin görünmeyen ve gösterilmeyen kısımları da bu hesapların temelinde bekletiliyor.Bakınız özellikle Nükleer Santral temeli atıldı ve bir takım şeyler daha da hızlandı.Ben bunu şöyle görüyorum. Rahmetli Andan Menderes Rusya ile Demir Çelik Fabrikasını kurarken neler yaşandığına bakılması lazım.Bizim ezelden beri bir tane büyük düşmanımız var ve biz onu bir zamanlar haraca kesmişiz. Ama bu gün güçlü ve zaman zaman gücünü farklı kulvarlarda kullanıyor. Bu gün onun adı Amerika…Oysa ki biz tarihin bir döneminde resmen haraca bağlamış bir ülkeyiz.İşte Menderes Rusya ile birlikte hareket ederken Amerika o zamanda ciddi şekilde müdahale etti. Niye etti? Geriye iyi bakmak lazım,tarihi iyi bilmek lazım. Beni biraz üzen de şimdi ki gençlerimizdir.Gençlerimiz hep bu güne bakıyor,bu günü düşünerek hareket ediyorlar.Kararlar doğru ama, bugün artık her şeyle bütün koordinatları İsrail veriyordu, karar mekanizmalarının koordinatlarını hep İsrail veriyordu. Şuna bakmak lazım.İsrail ne kadar, Türkiye ne kadar.Sızan bu bilgiler ile de bizim bütün mühimatlarımız boşuna harcanmış oluyordu. Bu nasıl oluyordu. Elbette ki içerdeki hain ve düşmanlar ile bunlar yapılıyordu.

-Böyle bir süreçten geçen Türkiye esnafına ve camianıza ne söylemek istersiniz?

-Hiç kimsenin hiçbir endişesi olmasın.Hiç kimse esnaftan yönelik bir endişeye kapılmasın. Bizim esnafımız yıllardan beri yapmış olduğu vazifesini şimdi de en iyi şekilde yapıyor. Esnaf sabahleyin besmelesiyle dükkanını açar, akşamleyin de Allah bin bereket versin diyerek o dükkanını kapatır. Belki bir kuruş siftah dahi yapmamıştır. Ama esnaf her ne olursa olsun hep aynı şekilde hareket eder ve etmeye de devam ediyor.Bizim esnafımız sürekli vazifesini yapmıştır, şimdi de yapıyor.Bizim esnafımız asla karamsar olmaz,olamaz.Geleceğine hep iyi niyetle ve umutla bakar. Bakınız bizim esnafımız belki biraz yakınır, şikayet eder ama asla hakkını sokağa dökülerek aramaz ve asla sokağa dökülmez. Bizde buradan bir çok şeyi gözlemliyoruz. Çerçevede ki o görülmesi gereken büyük resmi bizde çok iyi görüyor ve okuyoruz. Hükümetimizin aldığı kararlar içinde son derece doğru kararlar var. İşte o destekler,krediler,aflar vs gibi. Dileğimiz keşke esnaf ve özellikle de küçük esnafa yönelik daha kalıcı imkanları biraz daha geliştirebilseler!…

Ama esnafımızda şu da var ki parayı kazanırken hemen kendi işimizi büyütmeyi düşünmüyoruz. Ya araba değiştirilir, ya çocuk evlendirilir, ya da yeni bir daireye geçilir.Sonra da işler sıkıntıya gelindiğinde bunlar ya satılır, ya da o istenmeyen sonuçlar yaşanır. Bakın şöyle bir buradan çıkalım. Mersin”e kadar o bütün sahil kentlerinin tamamında bütün o villalar ve binaların hepsi satılık. O kadar büyük iş yapmaya gerek yok.Adam asgari ücret alıyor ama üç oda dört oda evde oturmayı düşünüyor. Kusura bakmasınlar ama kimse de ayağını yorganına göre uzatmıyor. Bütün bunlara rağmen şöyle hesap ettiğimizde de şu ortaya çıkıyor. Yani esnaf üzerine düşen görevi fazlasıyla yapıyor. Zaten zaman zamanda yapılan aflarla, can suyu gibi kredilerle de esnaf mükafatlandırılıyor. Bunlar yapıldı,yapılabilir de…Burada asıl mesele bankaları biraz frenlemek lazım. Bankalar bazen gereksiz şekilde faizlerle falan oynadıkça da piyasalara oldukça ciddi sıkıntılar yansıyor. Bankalar esnafa gereken desteği vermiyor, gereken anlayışı göstermiyorlar. Bankalar esnafı kayırıp kollamıyor. Hal böyle olunca ve büyük resim iyi okunmayınca da Türkiye de sanki iki hükümet varmış gibi oluyor. Bu tarafta Hükümetin almış olduğu ciddi kolaylık getiren imkanlar, diğer yanda ise finans ve ekonomik anlamda zaman zaman son derece agresiflik gösteren ve piyasalara zulüm gibi çöken uygulamalar. Bunu bir şekilde hal yoluna koymak gerekiyor.

-İkitelli Organize Sanayi Bölgesi”nin incilerinden Bağcılar Güngören Sanayi Sitesinin kurucu başkanıydınız ve uzun zamandan beri de bölge ile sürekli ilişkiler içindeydiniz. Bildiğiniz gibi İkitelli Osb Öz Yönetim”e geçti. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

-Her şey zamanla elbette gelişir ve değişir. Ama bazı şeyler bazen zamansız ve yersiz de olabilir. Uzun zamandan beri orada o bölgede bulunan bir çok arkadaşımız öz yönetime geçmeyi düşünüyorlardı ve bu yönde de çalışmalar yapıyorlardı. Sonuçta o arkadaşlarımız orada öz yönetime geçmeye karar verdiler.Alınan ve ortaya çıkan kararlara saygı duymak lazım. Arkadaşlarımız orada öz yönetime geçmeye karar verdiler.Tercihler bu yönde oluştu. Orası öz yönetime geçirildiğin de biz kendi yolumuza ve işimize baktık, bakıyoruz. Özellikle bu aşamada İkitelli”yi yorumlamayım da yorumu şöyle yapayım. Bu kadar ev,konut, bina yapıldı, yapılıyor. Ama ortada nitelikli elaman hala yok, vasıflı eleman sıkıntısı hala çok büyük sorun. Bu vasıflı ve nitelikli elemanlar nerede yetişecekler. Yapılan bu gök delenlerin apartmanların hangi katında bu eleman yetiştirilecek.Beşinci katında mı,12”nci katında mı?

Bakın çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunlar ileri de çok daha büyük sorunları doğuracak. İkitelli de kendi sorunlarını kendisinin aşmasını mutlaka öğrenecek. Bakın ben bunun 2015 yılında bir dosyasını da Cumhurbaşkanımıza verdim.Verdiğim o dosyada İkitelli gibi ilçelerde artık butik sanayiler oluşması yönünde ayrıntılar yer alıyordu. İkitelli”de veya yapılacak yeni sanayi bölgelerinde buna dikkat etmek lazım.

Bakın Kentsel Dönüşümler için diyoruz ki Semt Çarşıları olsun. Biz bunları hala tartışırken geçmişte ceddimiz Osmanlı bunu çok daha iyi yapmış ve başarmış. Mısır Çarşısı ve yan tarafında da pazarlar var. Orada herkes kardeş kardeş çalışıyor.

Bölgesel dediğiniz doğrultusunda da yeni sanayi alanlarına acilen ihtiyaç var. Ama ekilen biçilen tarlalara değil. Bu gün sanayilerin taşınmak istendiği yerler hep tarım alanı ilan edilmiş yerler. Sanayileşirken tarım alanlarımız sanayilere ve konutlara kurban ediliyor ve bu bizim geleceğimiz açısından çok ciddi meselelere kaynak oluşturacak.Ama şimdi tarım alanlarıyla ilgili oynama yapılıyor. Biraz yukarılara bakarlarsa ekilip biçilmeyen daha sağlam taşlık kayalık alanlar var. İstanbul”un, Silvri”nin arka taraflarında ki o taşlık alanları sanayi alanları ilan edip, orada ki kullanılmayan alanları da sanayicilere, sanayi sitelerine, bunları üzecek durumlara düşüreceğine bu gibi alanları bu sanayicilere ve sanayilere vermek, hediye etmek lazım. Şimdi kolay Nüfus kağıdını veriyorsun, bankadan kredini alıyorsun. Müteahhid de gereken işlemleri zaten yapıyor. Bu anlamda da biz TOKİ”ye diyoruz ki, sanayi sitelerini, sanayi arsalarını Toki yapsın. İhtiyacı olan herkes versin nüfus kağıtlarını Toki”de yapsın. Geçmiş hatalar bir daha yaşanmasın. İhtisas dallarına göre Kooperatifleşme olsun, Sanayi siteleşmeleri olsun. Artık buna kooperatifte demeyelim. İş yerleri olsun. İş yerlerini büyütmek isteyenler bu şekilde işlerini yapabilecekleri alanlara taşısınlar. Bakın 30-40 yıl önce şehir merkezlerinden çıkarılan o yerler kentlerin içinde kaldı ve o yerlerle ilgili çok ciddi tartışmalar hala oluyor ve bu yerler artık tartışılır halden de çıkıp derinleşen sorun haline getirildi. Her yeri de hep konuta çevirmeye çalışılıyor. Bir konut çılgınlığı var ve bu çılgınlık hiç iyi bir şey değil. Bu çok yanlış. Geçmişte bu şekilde bir konutlaşma anlayışı yoktu. 15-20-30 hatta daha yüksek konutlaşma yoktu ve belediyeler gelirlerini sanayi sitelerinden kazanıyorlardı.Sanayi siteleri çoğalsın diye de yoğun bir çaba veriliyordu. Şimdi Belediyelerin gelirlerinin merkezine konutlar oturduğu için de sanayiler belediyeler nezdinde cazibesini yitirdi ve dışa itildi. Bakın tarihi hafızamızı asla unutmamak lazım. Hatırlarsınız bir deprem yaşadık. Ne oldu. O depremden evvel deniz kenarları ve sahiller çok kıymetli idi ve adeta el yakıyordu.Depremle birlikte o çok pahalı yerler, kıymetli diye bilinen yerler, uçan fiyatlar bir anda taban yaptı. Unutmamak lazım ki bu deprem bir daha olacak. Bakın bir başka şey daha var.Bu ekonomik kriz geldi 100-150 bin dolar 90-80 bin dolara Laleli”nin oralarda kiralık yerler vardı. Şimdi yok. 20 bin dolara bulamıyorsun. İstanbul”da bu kadar parayı vererek yer kiralayan adam artık o eski esnaf değil ki, bunlar tüccarlardı. Biz hala bunu ayıramıyoruz. İşte burada ki asıl eksiklik ne biliyor musunuz? Asıl mesele Esnaf ve Sanatkarın hala bir tanımı yok! Halen daha tanımı yok. Siz de bunu bilmiyorsunuz.

-Sayın Yılmaz bu tanımı bir kez daha yap. Hem güncellenmiş olur, hem de hafızalar yenilenir.

-Bakınız mikro ölçekli işletmelerin tanımını yapmak lazım. O da esnaf olur. Küçük işletmeler. Şimdi ben bakıyorum. Kosgeb kredisi çıkıyor.Ama şimdi internet marifetiyle artık direkt müracaat ediyorsunuz. Evet bazı önlemleri alıyorlar elbette. Ama ne olursa olsun Esnaf ve Sanatkarın tanımı doğru yapılması lazım.

Bununla ilgili de Cumhurbaşkanımızın katılımıyla yapılan Esnaf ve Sanatkarlar 4.Şurada İcra Kuruluna seçildik. Bakan yardımcısı, Müsteşar, Genel Müdür, Tesk Genel Başkanı, Tüskom genel başkanı, Halkbankası Genel Müdürü, İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye”deki birlikleri de temsilen ben katıldım orada bir çalışma yaptık. Bunların hepsini o şurada hayata geçirdik, yazıldı, çizildi.Ama bunlara rağmen maalesef genel kurulu kazanmak için Radikal Adım atmıyorlar. Mevcut Sistemin değişmesi için adım atmıyorlar. İstanbul”da 202 bin esnaf var. Bu esnafın bağlı olduğu 148 odası var. Bu birlik, bu kitleyi çatısı altına alan çok büyük bir çatı kuruluş olduğu hala tam olarak algılanamıyor. Bu odalarımız evvelden 170 falandı, 150”lere ve giderek de şimdi 148 oda var. Sektörler kayboldukça da bu düşüş devam edecek. Böyle bir çatı temsilci olarak biz Tesk”te İstanbul”u 11 kişi ile temsil ediyoruz. Bu garipte olsa netice de böyle bir uygulama. Biz İstanbul olarak 11 kişi Doğu ve Güneydoğu illeri de 5 kişi ile temsil ediyor. Diğer yandan siyasetin temsiliyetine bakıldığında İstanbul”da 88 milletvekili var. Demin anılan bölge illerinde de 3 tane 5 tane milletvekili var.

Bakın yine gülüyorum.Niye güldüğümü anlıyorsunuz değil mi?Yani bu çatı kuruluşu bizim çatı kuruluşumuz. Böyle bir çatı kuruluşumuzda elbette bazı değişiklikler olması lazım. Bu gücün temsilcisi olarak İstebos Başkanı olarak ben Tesk”e aday oldum diye adeta belli kesimler isyan ettiler. Bu isyan ile birlikte bir takım entrikalar da sahneye sürüldü.Ben Faik Yılmaz olarak böyle zulüm ile karşılaşmadım. Çok feci zulüm yaptılar.Bazı arkadaşlarımız hala benim haberim yok diyorlar ama ne derlerse desinler.Faik Yılmaz olarak ben bu camiaya yıllarımı verdim ve hepsini de çok iyi biliyorum. Kim olduklarını biliyorum. Buraya da gelip burada da mücadele ettiler. Hatta bu genel kurulda da mücadele ettiler. Böyle bir şey olmaz. Türkiye Esnaf Sanatkarları Konfederasyonu yönetiminde İstanbul, Ankara ve İzmir yok. Bu üç ili koymadığımız zaman Tesk varlığını koruyacak kaynağı bile bulamaz. Tesk”in gelirinin yüzde 38-40”ını biz karşılıyoruz. Bu üç il karşılıyor. Bu üç ilin gelirlerinin çoğunluğunu karşılayan çatı kuruluş içinde bize temsil hakkı yok. Biz bu adaletsizliğin değişmesini istiyoruz. İstediğimiz akla, mantığa,hakka, adalete aykırı bir şey değil ki.Dönelim şirketlere bakalım olay olur biter.Şirket kurullarında ne olur. Her pay sahibi hissesi kadar söz sahibidir ve hissesi kadar konuşur değil mi?Şirketlerde hal böyleyken bizim camiamızın haklarını çatı kuruluşumuzda savunup koruma adına böyle bir hakkımız yok.Ben açık açık söylüyorum. Bu kadar kitleyi bağrında barındıran bizleri değim yerinde ise adam yerine koymayı bırakalım adeta tanımıyor ve istemiyorlar. Oysa ki hepsi de İstanbul”dan korkuyorlar.Kimsenin bir şey den korkmasına çekinmesine de gerek yok.Niye korkuyorsunuz İstanbul”dan? Aslında onlar İstanbul”dan,İzmir”den, Ankara”dan değil,insan olarak içlerini acıtan bu adaletsizlikten korkuyorlar.Korksunlar. Korkmaya hakları da var.Bir gün bu dediklerimin gerçekleşeceğini benim kadar onlar da biliyorlar.Kaldı ki illahi Faik Yılmazı”da koymana gerek yok.Yönetime koyacağın bir Maden Eşyacılar Birliği var İstanbul”da.Al onu koy.Ama olmaz, yok. Bakın bu açıklamalarımla şunun altını çizmek istiyor,şunu vurgulamak istiyorum.Biz bu konuda adalet istiyoruz.Temsilin adaletli olması lazım. Biz adalet istiyoruz. Başka hiçbir şey istemiyoruz. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Birliği olarak Tesk içinde hakça adaletçe temsil hakkımızı kullanmak ve temsil etmek istiyoruz. Bunun içinde illaha ki 5362 sayılı yasanın en acil şekilde değişmesi lazım.

-Bu nasıl olmalıdır?

-Çok açık ve net.Kanunun değişmesi lazım. Ya da birilerinin o kanunun önünde ki Takos”u kaldırması lazım. Bir de şöyle bakalım. Yani İstanbul”da 100 üyesi olan oda yaşar mı? Bakın bu durumu ekonomik olarak da tahlil edelim. Oda aidatı 300 lira diyelim. Dereceli aidat olarak diyelim 320 lira. Bu durum ile 100 kişi her ay aidatını tam olarak öderse 32 bin lira yapar. Aylık kirası 2000 liradan olsun diyelim yıllık eder 24 bin lira. Oda genel sekreteri 2500 lira maaş ve vergileriyle birlikte 4000 lira diyelim ve yıllık bu da yapar 48 bin lira. 24 ay 72 bin lira. Elektrik, su, ikramiye, kıdem tazminatları gibi zorunlu giderler hesap edildiğinde ki bu bir kişinin maliyeti olduğuna göre yani sadece bir genel sekreterli bu oda nasıl geçinecek? Bakın bu yasa diyor ki 100 üyesi olan oda kapanmasın. Böyle bir mantıkla yöneticilik yapılan bir yapılaşma içinde de yöneticilik yapamazsınız, idare edemezsiniz. Ondan sonra da dedikodu yapacaksın. Ondan sonra da diyeceksiniz ki Başkan Faik Yılmaz odaları kapattırmak istiyor. Kaldı ki Faik Yılmaz”a odaların kapatırılması ne kazandıracatır ki? Bunu da derecelendirme yapacaksın. İstanbul”da şu anki durum bu. Ama Anadolu”da da durum farklı değil. Orada da uçtu kiralar ama Anadolu”da mevcut sistem kıt kanaat idare ettirir. Artı yöneticilerde para almamak şartıyla odayı idare ettirir.Bu kurumların sağlıklı hale getirilmesi için odaların birleştirilmesi lazım. Bu odaları kapatmak yerine birbirine yakınlığı olan odaları birbirleriyle birleştirmek yani oda evliliklerini sağlamak lazım.Bizim içinde bunları anlamayanlar bu yönde oda kapattı diye bir kampanya yapıyorlar. Bu kapatma değil, sektörleri birleştirmektir. Olan odaların güçlenmesini sağlamaktır.

-Bu anlayış sıkıntılarını aşmak için ne yapılması lazım?

-Bakın hemen söyleyim.Bugün bir torba yasa çıktı. Ona göre de ilçelerde birlik şubeler açacak. Yetki veriyor. Hadi buyurun. Birleşik Esnaf olmasın. Peki bu nasıl olmasın.İstanbul”da 39 tane ilçe var. Bir İstanbul İl Odası bu 39 ilçeye hakim olabilir mi hadi bunu ben yüreklilikle soruyorum,birileri de çıksın yüreklilikle cevap versin. Bakınız bunun 11 yönetimi var. 11 de yedeği var. 6 da denetimi var etti mi 28 bu da yetmiyor. Hepsine de para vereceksiniz. İlçe Odalarında ki odalar Belediye ile çok iyi şeyler yapıyorlar. Bende bir Karma Oda Başkanıyım ve buna bende karşıyım. Kesinlikle İhtisas dalı olan odalar mutlaka yaşatılmalıdır.Bunlar asla kaybedilmemesi lazım. Elektrik ve Diş Teknisiyenleri bunlar hizmet istiyor. Ben anlamam. Gelelim Madeni Eşya ben anlamam. Onun ihtisas alan ve branşları var.Ben bunların olduğunu da biliyorum. Ama bizim odada asla bunlar yok. Biz asla istemiyoruz ve kaydettirmiyoruz. Çünkü biz ona hizmet veremeyiz. Eee biz istemiyoruz karma odası olmasını, olmasın da ama sen hizmet verebiliyor musun?Hizmet vermediğin yerde ne yapacaksın.? Hizmet veremiyorsun. Eee şimdi bir de tercih hakkı getirdiler. Yani o ilçede Karma Oda varsa, ya ihtisas dalını ya da o karma odayı tercih edecek. Şimdi Tuzla”daki adam Avrupa yakasında ki İstanbul odasına nasıl gelecek. Bir günü gider.O zaman ilçelerde İhtisas odaları şube açması lazım. Ama nasıl açacak. Bunun ekonomisi yani para meselesi nasıl aşılacak? Mesela bizim rakibimiz dedi ki bizim genel sekreterlerimizin maaşını 2500 lirasını her ay biz vereceğiz. Bu yıllık 500 milyon lira eder. Bu para nereden gelecek. Sonra da diyecek ki vardı da vermedik mi. Seçim kaygılı olan bu uygulamalar çok yanlış. Bir de 40 yaşında emeklilik meselesi bu ülkeye çok büyük zarar verdi. Yurt dışına bakın. Orada 70 yaşından evvel emekli yapmıyorlar.

-Sayın Yılmaz o kadar birbirine bağlı ve birbirini tamamlayan meseleler var ve sizler o birikimin merkezindesiniz. Bağlı meselelerle alakalı serpme fikirlerinizi de dile getirir misiniz?

-Dünya”da olsun, ülkemizde olsun, etrafımızda hatta yanı başımızda olsun bütün mesele anlatılanı ne kadar doğru anlayıp anlamamakta yatıyor.Ası sıkıntı budur.Bu sıkıntı aşılamadığı için de sıkıntılardan kurtulmak mümkün olmuyor.Biz yıllardır anlatıyoruz,anlatmaya da devam edeceğiz. Ama birileri ısrarla anlamak istemiyor.Sanayi alanları meselesi de aynı…Bu alanları çoğaltacaksın. Burada kapasiteli ve yeterli elemanı yetiştirmek için çıraklık okullarını kuracak ve yaygınlaştıracaksın ki o beklenen sanayilerde ayakta kalabilsinler. Bakın biz burada Birlik olarak iki tane Avrupa Projesi yaptık. Burada iki kadınımız çok büyük iş yeri açarak tüccar oldular. Sanayici oldular. Bu ne kadar güzel. 27 kişiydiler. Bunların 24 tanesi iş yeri açtı. Bunları çoğaltmamız lazım. Biz K”yiz işte K”si küçük ve Kobi”nin K”si Küçük.Orta Ölçekli için de O”su ortada ve Büyük içinde B”si ile Kobi her şeyi tanımlıyor ve tamamlıyor.

Bakınız bir de ne hazindir ki Kredi Garanti Fonu var…Kim kurmuş Kredi Garanti Fonu”nu bilginiz var mıdır?Bunun kuruluş yeri Ankara”dır. Bunu Tesk kurmuş. Bunu onlar oluşturmuşlar. Bunun sermayesine katılmadıkları için sermaye artışları yapmışlar, katılmadıkları için de bu Tobb”a intikal etmiş.Şimdi Tobb bu fonu kullanarak, kendi sanayicisine iş yeri açıyorlar. Bu çok güzel bir kuruluşu Tesk yamasına yapıyor, ilerleyen süreçte sahip çıkmıyor veya koruyamıyor ve bu kuruluş Tobb”a geçmek durumunda kalıyor.

Haber:Turkiye Esnaf Gazetesi

Devam Edecek…

HABER FOTO GALERİ BİR SÜRE SONRA KALDIRILACAK

previous arrow
next arrow
ArrowArrow
Slider

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz